Ülkemiz yıkıcı depremler bakımından dünyanın birinci
ülkesidir. Yerbilimciler ve özellikle jeofizik
mühendislerinin bilimsel yayınlarda, konferans, panel ve
benzeri etkinliklerde yaptıkları uyarılar yeterince dikkate
alınmamıştır. Birkaç örnek;
"..... Mevcut bilgileri niteliksel bir yaklaşımla
yorumladığımızda Marmara Bölgesi'nin etkin ve şu anda etkin
görünmeyen deprem kaynak bölgeleri barındığını ve bu
potansiyel alanların İstanbul metropolü dahil olmak üzere
Marmara Bölgesi'ndeki diğer yerleşim alanlarını da tehdit
etmekte olduğuna işaret edebiliriz. İstatistiksel
değerlendirmeler incelendiğinde, Marmara Bölgesi'nin
ortalama bir insan ömrü içinde büyük depremlerle karşılaşma
olasılığı oldukça yüksek olarak bulunmaktadır."
"Türkiye bir deprem ülkesidir. Hızlı kentleşmenin
sonucu olarak artık oluşan depremler büyük kentleri etkiler
hale gelmiştir. Erzincan 1992, Dinar 1995 ve Adana Ceyhan
1998 depremleri buna örnektir. Potansiyel tehlike altında
metropoliten nitelikteki kentlerimiz arasında İstanbul,
İzmir, Bursa, Kocaeli, Balıkesir, Denizli sayılabilir....."
"..... ve en son bir örnek, 19.03.1999 Kocaeli depreme
hazır mı? Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul ve Kocaeli
Şubeleri ve Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği ile birlikte
düzenlenen ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa
Sirmen ve birçok yetkilinin de katıldığı panel 17 Ağustos
1999 Gölcük Depremi'nden 5 ay önce yapıldı." Örnekleri
çoğaltmak mümkün...
17 Ağustos 1999 saat 03.02 bütün Marmara ve
Türkiye'nin önemli bir kısmı şiddetli bir depremle sallandı.
Sonuç çok acı, yirmi bin dolayında yurttaşımız hayatını
kaybetti, ikiyüzellibin dolayında konut yıkıldı ya da ağır
hasar gördü.
Deprem çok büyüktü, iletişim yoktu, felaketin
boyutları medyada ilk görüntülerin verilmeye başlamasıyla
anlaşıldı. İlk müdahaleyi yapması gereken Afet Kurulu ve
Kriz Masası görevlileri Adapazarı, Gölcük, Değirmendere,
Yalova, Çınarcık gibi depremden hasar gören bölgelerde
depremzede durumundaydı. Bu nedenle koordinasyon sağlanması
çok güçtü. Kurtarma görevini yapacak olan güçler kendi
yaralarını sarmaktaydı. Bütün bunlara rağmen üç gün içinde
su verilmeye, on gün içinde kontrollü elektrik verilmeye
başlandı. Yurt dışından çok yoğun kurtarma ekipleri ve
yardım gelmeye başladı, halk büyük bir dayanışma örneği
gösterdi. Sivil toplum örgütleriyle devletin kurumları
arasında işbirliği başladı.
17 Ağustos 1999 Gölcük Depreminden sonra orta
büyüklüğe ulaşan artçılarla devam eden depremler ve halkın
yapılara olan güvensizliği dolayısıyla büyük bir psikolojik
çöküntü yaşanmış ve 12 Kasım Düzce Depremi de olunca korku
paniğe dönüşmüştür.
Deprem bölgelerinde kış koşullarının ağırlaştığı
sorunlar hala devam etmektedir. İstanbul ve Marmara
Bölgesi'nin nerede ve ne büyüklükte olacağı kesin olarak
bilinmeyen olası yıkıcı bir depreme hazırlanması zorunludur.
Bunun için toplumun her kesiminin işbirliğine ihtiyaç
vardır.
Halkın cevabını beklediği ve bilim adamlarının
araştırdığı bir soru var. Marmara Bölgesi'nde yıkıcı bir
deprem olacak mı? Son gelişmeler ve Türkiye'nin bir deprem
ülkesi olduğu gerçeği de göz önüne alındığında yanıt;
Depremler devam edecektir.
MARMARA'DA DEPREM DALGALARI, TSUNAMİ
Aşağıdaki bilgilerin kaynağı; Prof.Dr.Yıldız ALTINOK
( İst.Ünv.Mühendislik Fakültesi,Jeofizik Mühendisliği Bölümü
)
Bir deprem ülkesi olan Türkiye, büyük ve yıkıcı
depremlerin sonuncuları olan 17 Ağustos 1999 Kocaeli (Mw=
7.4 ) ve 12 Kasım 1999 Düzce (Mw = 7.2 ) depremleri ile
felaketi çeşitli boyutlarıyla yaşamıştır. Kuzey Anadolu Fay
Zonunda oluşan bu iki büyük deprem Marmara Denizi'nin
depremselliğini güncel duruma getirmiştir. Marmara'da büyük
bir deprem olursa neler olabilir sorusu beraberinde Marmara
tsunami olur mu sorusunu da getirmektedir.
Depremler nedeniyle oluşan tsunamiler, büyüklükleri
M>6.0 olan sığ odaklı (h = 60km) ve genellikle eğim atımlı
faylanmalar nedeniyle oluşmaktadır. Bazı doğrultu atımlı
faylanmalarla da oluşan tsunami örnekleri vardır (Murty,
1977). Deniz dibi deformasyonu sonucu suya geçen enerji açık
denizde gravite etkisiyle su derinliğine bağlı olarak
ilerleyecek, kıyıya yaklaştığında su derinliği azalacağından
dalgalar kırılarak ve üst üste binerek bir su duvarı
biçiminde kıyıya ulaşacaktır. Tsunami yaratan deprem
"tsunamigenic " olarak adlandırılır.
Marmara Denizi'nde tsunami üretebilecek koşullardaki
her deprem tsunami yaratabilir. Tsunami olursa kıyılardaki
etkisi ne olur ? Bu sorunun en iyi yanıtı modelleme
çalışması ile verilebilir. Ancak, 1509 İstanbul Depremi ile
oluşan tsunaminin İstanbul surlarını aştığı ve dalganın
tırmanma yüksekliğinin 6 m ye ulaştığı bilinmektedir ( Öztin
and Bayülke, 1991).
Marmara Denizi'nde oluşan başka tsunamiler var mıdır ?
Tarihsel verilere göre Marmara'da etkili olmuş tsunamilerin
varlığı bilinmektedir ( Soysal, 1985, Kuran and Yalçıner,
1993, Altınok ve Ersoy, 1996-1997). Türkiye gibi 8000 km nin
üzerinde kıyı uzunluğuna sahip bir deprem ülkesinde 3000
yılı aşkın gözlem süresinde 90 ın üzerinde tsunaminin olduğu
belirlenmiştir. Bu tsunamilerin 1/3 ünün Marmara Denizi'nde
yer aldığı ve İzmit Körfezi, İstanbul kıyıları, Gemlik
Körfezi, Kapıdağ Yarımadası, Gelibolu kıyılarında etkili
oldukları saptanmıştır (Altınok and Ersoy, 2000b). Marmara
Denizi'nde oluşmuş, kaynakların elverdiği ölçüde
bilgilendiğimiz tsunamilerin bazıları şunlardır.
120/128 Kapıdağ Yarımadası, İznik ve İzmit'te etkili
olan deprem Kapıdağ Yarımadası'nda tsunami yaratmıştır (Guidoboni
et al. ,1994)
15.08.553 İstanbul ve İzmit körfezinde etkili olmuştur
( Soysal ve diğ., 1981 ; Soysal; 1985). Soysal (1985)'e göre
deniz 2000 m ilerlemiştir.
14.12.557 İstanbul ve İzmit Körfezinde etkili olmuştur
(Ambraseys;1960; Soysal ve diğ. , 1981; Soysal ,1985).
Soysal (1985)'e göre deniz 3000m ilerlemiştir.
14.10.1344 Marmara Denizi, İstanbul , Trakya kıyıları
, Gelibolu'da etkili olmuştur.(Heck, 1947; Ambraseys,1960;
Ambraseys , 1962;Antonopoulos, 1978; Soysal ve diğ., 1981
Papadopoulos ve Chalkis, 1984; Soysal, 1985; Papazachos ve
diğ., 1986) Deniz 2000 m ilerlemiştir (Ambraseys, 1962;
Papadopoulos ve Chalkis, 1984).
10.09.1509 İstanbul'da oluşan deprem, İstanbul ve
Marmara kıyılarında tsunami yaratmıştır ( Heck, 1947;
Ambraseys , 1960; Ambraseys, 1962 Antonopoulos, 1978; Soysal
ve diğ., 1981; Papadopoulos ve Chalkis, 1984; Soysal 1985;
Papazachos ve diğ.,1986; Ambraseys ve Finkel, 1995). Deprem
sırasında oluşan dalgalar İstanbul surlarını aşmıştır.
Depremin büyüklüğü 8.0 civarında, oluşan dalganın tırmanma
yüksekliği 6.0 m den fazladır. (Öztin ve Bayülke, 1991).
İstanbul ve Galata surlarını aşan dalgalar şehrin
sokaklarında ilerlemiştir.(Orgun, 1941)
05.04.1646 İstanbul'da etkili olmuştur ( Heck, 1947;
Ambraseys, 1962; Antonopoulos, 1978; Soysal ve diğ., 1981;
Papadopoulos ve Chalkis , 1984; Soysal , 1985; Papazachos ve
diğ.,1986). Soysal, (1985)'e göre 05.04. 1641 de olan bu
tsunami ile 136 gemi harap olmuştur.
22.05.1766 Depremle birlikte tsunami de olmuştur
(Ambrasey, 1962; Antonopoulos, 1978; Papadopoulos ve
Chalkis, 1984; Shebalin ve diğ., 1974; Soysal ve diğ., 1981;
Soysal, 1985). Oluşan tsunami İstanbul Boğazı kıyılarında ve
Mudanya Körfezinde zarara neden olmuştur ( Ambrasyes ve
Finkel, 1995 )
10.07.1894 Depremle birlikte tsunami İstanbul'da
etkili olmuştur ( Ambraseys, 1962; Antonopoulos, 1978;
Soysal ve diğ., 1981; Papadopoulos ve Chalkis, 1984;
Papazachos ve diğ.,1986; Kuran ve Yalçıner, 1993; Öztin,
1994). Eginitis (1984)'e göre bazı yerlerde deniz 50m kadar
çekilmiş ve geri dönmüş fakat sahil sınırı değişmemiştir.
Mihailovic ( 1927)'e göre ise, deniz suyu kabarmış ve 200m
sahile taşmıştır. Prens Adaları civarında ve
Büyükçekmece'den Kartal'a kadar olan alanda tsunami
gözlenmiştir. Depremin büyüklüğü 7 den küçük, dalganın
tırmanma yüksekliği 6.0m den azdır (Öztin ve Bayülke, 1991).
Karaköy ve Azapkapı köprüleri bile sular altında kalmıştır (
Batur, 1994).
18.09.1963 Dış merkezi denizde olan Çınarcık, Yalova
civarında etkili olan bu depremde deniz kaynar hale
gelmiştir. Depremin büyüklüğü 6.1 dir. Depremden sonra
Mudanya Körfezinde doğu- batı doğrultusunda sahil şeridinde
deniz dibi kabuklarına rastlanmıştır. Bandırma'da deniz
dalgaları 1m kadar yükselerek kıyı duvarlarını aşmıştır. (
Özçiçek , 1996-1997).Oluşan dalgalar fazla büyük değildir
(Akşam Gazetesi, 1963)
17.08.1999 İzmit Körfezi Tsunamisi
17 Ağustos 1999 de oluşan Mw = 7.4 büyüklüğünde h =
15-17km odak derinliğindeki Kocaeli Depremi İzmit Körfezinde
tsunami yaratmıştır. 35 gözlem yerinde yapılan araştırmada
tsunami bulgularına ulaşılmıştır. Bu bulgulara göre; İzmit
Körfezinin her iki kıyısında deniz önce çekilmiştir. Kuzey
kısımda dalganın kıyıdaki tırmanma yüksekliği ( runup ) 1m
den 2.5m nin üzerine kadar ulaşmış, güney kısımda Kavaklı
Seymen arasındaki kıyının dışında Kılıç Deltasına kadar olan
şeritte 1m den 2.5m ye kadar değişen tırmanma yükseklikleri
saptanmıştır. Değirmendere'de dalga yüksekliğinin 10m nin
üzerine ulaştığı belirlenmiştir. Yalova'ya doğru tsunami
bulguları kaybolmaktadır. Oluşan tsunaminin periyodu 1
dakikadan daha azdır(Yalçıner ve diğ., 1999). Bu depremle en
az 125km uzunlukta ve ortalama 2.7m lik sağ yanal doğrultu
atılımlı faylanmanın oluştuğu bilinmektedir. Yapılan saha
çalışmalarında 3.2km uzunlukta K60B doğrultusunda doğrultu
atım bileşenli oblik normal faylanma gösteren Kavaklı Fayı
ve 200m uzunlukta K80B doğrultusunda doğrultu atım bileşenli
normal faylanma gösteren Kiler Burnu fayı izlenmiştir. (
Altınok ve diğ., 1999)
İzmit Körfezinde kıyı ötesi yapılan sığ sismik yansıma
çalışmalarında Kocaeli Depreminde kırılarak İzmit Körfezini
gevşeyen büklümlerle kateden doğrultu atımlı faya bağlı
olarak gelişen normal faylanmaların varlığı da saptanmıştır.
(Alpar ve diğ., 1999; Şengör ve diğ., 1999; Alpar ve
Yaltırak, 2000)
Kavaklı- Seymen arasındaki kıyı alanının bir kısmının
denize göçmesi ve denizin bu bölgede ilerlemesinin nedeni
2-2.5m lik düşey atım gösteren Kavaklı Fayının varlığı
olarak gözükmektedir. Kirazlıyalı, Değirmendere, Halıdere,
Ulaşlı ve Karamürsel'de oluşan kıyı heyelanları özellikle
güney kıyıda dalganın tırmanma yüksekliklerinin
saptanmasında sorunlar yaratmakla beraber oluşan tsunaminin
güney kıyıya yakın bir yerde geliştiği bulgular arasındadır
(Altınok ve diğ., 2000a).
Kocaeli Depremi ile İzmit Körfezinde gelişen tsunami
küçük bir tsunamidir kıyılarda da yoğun bir hasar
yapmamıştır (Yalçıner ve diğ., 2000)
Marmara'da tsunami olabilirliği ve etkileri, son İzmit
Körfezi tsunamisi bilgilerinin rehberliğinde tarihsel
tsunamilerle ilgili bilgilerin geliştirilmesi, kıyılarda
tsunami izlerinin araştırılması ve bu bilgilerden
yararlanarak modelleme çalışmalarının yapılması ile daha
güvenilir duruma getirilebilecektir.